Ar�iv - 2010 - 30/11/2010

"Queer-Yolda�l��� ve Sava� Kar��t� Siyaset"

Prof. Dr. Judith BUTLER - Ankara, 15 May�s 2010

Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma'n�n be�incisi Judith Butler'in "Queer-Yolda�l��� ve Sava� Kar��t� Siyaset" ba�l�kl� konferans� ile Ankara'da tamamland�.

Bug�n burada, bu kar��lama i�in ve �nemi her ge�en g�n daha da artan bir politik m�cadele i�in bulunmaktan dolay� �ok mutluyum. �zellikle Kaos'tan Nevin'e bunu m�mk�n k�ld��� i�in te�ekk�r etmek istiyorum. Bug�n cinsel az�nl�klar�n haklar� i�in m�cadele verenlerin cesaretini kutlamak i�in buraday�z. Burada olu�umuzun di�er bir nedeni de, ayr�mc�l��a u�rayan hi�bir az�nl���n, ayr�mc�l��a u�rayan t�m az�nl�klar �zg�r olmadan �zg�r olamayaca��n� hat�rlamakt�r. T�rkiye'de ve t�m d�nyada transseks�el bireylere �iddet uyguland���n� kabul etmek ve buna kar�� ��kmak; cinsel kimliklerin �zg�rce ve kamusal alanda tam g�venlik i�inde ya�anmas� gerekti�inde �srar etmek i�in buraday�z. Toplumsal cinsiyet farkl�l�klar�ndan, g�r�n��lerinden veya normalli�i ve uyumlulu�u tehdit etmelerinden dolay� �ld�r�lenlerin ya�amlar�na hak ettikleri sayg�y� g�stermeliyiz ve az�nl�k gruplar�n�n �iddet kullan�larak denetlenmesine kar�� ��kmal�y�z. �iddet i�eren denetim [Violent Policing] derken ne demek istedi�imizi biraz a��klayal�m. Toplumsal cinsiyetin daima tek bir �ekilde g�r�nmesi gerekti�ini savunanlar, toplumsal cinsiyetlerini veya cinselliklerini normatif olmayan �ekillerde ya�ayanlar� su�lu veya hasta ilan etmeye �al��anlar, devletin kolluk kuvvetlerine dahil olsunlar veya olmas�nlar, polis vazifesi g�rmektedirler. Bildi�imiz gibi, cinsel az�nl�klara kar�� �iddet uygulayan bazen devletin kolluk kuvvetleridir. Transseks�el kad�n cinayetlerini ara�t�rmayan ve hatta bu cinayetleri su� olarak bile g�rmeyen veya transseks�el bireylere y�nelik �iddeti �nlemeyen de devletin g�venlik g��leridir. Bu gibi durumlarda, devletin kolluk kuvvetleri, kad�nl�k ve erkelik kategorilerini do�a veya gelenekle temellendirerek toplumsal cinsiyet normlar�n� yerli yerinde tutmaya �al��an toplumsal polis g��lerinin su� orta�� olur. Toplumsal cinsiyet k�smen bir �zg�rl�k deneyimidir ve bu �zg�rl�k deneyimi yasa ile korunan di�er �zg�rl�k alanlar� ile e�it muamele g�recek �ekilde d�zenlenmelidir. Devletin polisi cinsel az�nl�klara veya kad�nlara �iddet uygulad���nda, toplumsal cinsiyet polisine d�n���r. Ve devletin polisi bu t�r su�lar� ara�t�rmad���, kovu�turmad��� veya �nlemedi�inde, toplumsal cinsiyet polisini ve onun az�nl�klara y�nelik �iddetini desteklemi� olur. Neyin su� oldu�u ve neyin olmas� gerekti�i konusunda kafam�z kar��mas�n. Kimse toplumsal cinsiyet g�r�nt�s� nedeniyle cezaland�r�lamaz. Ve cinsel az�nl�klar d�� g�r�n��lerinden, kamusal alanda nas�l hak talep ettiklerinden, birbirlerini anlamak i�in kulland�klar� dilden, a�klar�n� veya arzular�n� ifade etmek i�in kulland�klar� yollardan, a��k�a ili�ki kurduklar�, yan�nda olmay� se�tikleri, cinsel ili�kiye girdikleri ki�ilerden veya bedensel �zg�rl�klerini nas�l deneyimlediklerinden dolay� su�lu veya hasta ilan edildi�inde, su�lu ilan etme ediminin kendisi vah�icedir; bu anlamda adaletsizdir ve su� te�kil eder. Toplumsal cinsiyeti denetlemek su�tur ve su� te�kil eden bu edimle polisin kendisi su�lu duruma d��er. Az�nl�k topluluklar�na y�nelik �iddetin, devletin g�venlik g��leri taraf�ndan �nlenmemesi ba�l� ba��na su� te�kil eden bir ihmaldir ve bu noktada polis su�lu hale gelir.

Cinselli�in veya toplumsal cinsiyetin bir �zg�rl�k deneyimi oldu�unu s�ylerken ne kastediyoruz? Demek istedi�im, hepimizin toplumsal cinsiyetimizi veya cinsiyetimizi se�ti�imiz de�il. Elbette i�inde bulundu�umuz dil, k�lt�r, tarih, i�inde yer ald���m�z toplumsal m�cadeleler, psikolojik ve tarihsel g��ler bizi �ekillendiriyor. Asl�nda, arzulad���m�z �eyi ve onu arzulama �eklimizi; ki�ili�imizin sabit, silinmez veya de�i�tirilemez �zelli�i olarak d���n�r�z. Halbuki, toplumsal cinsiyetimizi veya cinsiyetimizi se�ilmi� ya da verili olarak kabul etsek dahi, her birimiz o cinsiyet veya toplumsal cinsiyeti talep etme hakk�na sahibiz. Ve onlar� talep edip etmememiz bir fark yarat�r. Oldu�umuz toplumsal cinsiyeti olma hakk�m�z� kulland���m�zda veya kimseye zarar� dokunmayan bir cinsel ili�ki ya�ama hakk�m�z� kulland���m�zda, bu konuda ��phesiz �zg�r�zd�r. O halde, cinsiyetinizi ya da toplumsal cinsiyetinizi se�medi�inizi, yani bunun sabit do�an�z�n bir par�as� oldu�unu d���nseniz dahi, kamusal alanda bu pozisyonu talep etmeniz, yani sokaklarda oldu�unuz gibi dola�man�z, ayr�mc�l��a u�ramadan i� ve ev bulman�z bir fark yarat�r. Bu t�r anlarda, genel g�r�n�m�n�z ve edimleriniz, �zg�rl���n deneyimlenmesidir ve bu �zg�rl��e sahip ��k�lmal�d�r.

San�r�m burada �unu da eklemeliyim ki, bir kimse oldu�u ki�i olmay� se�ti�inde, o kimse �zg�rl��� o sosyal projenin bir par�as� haline getirir. Sahip oldu�umuz toplumsal cinsiyetler ve ya�ad���m�z cinsel ili�kileri; bu ger�eklikleri kamusal alanda �zg�rce ve �iddete maruz kalmadan beyan etme hakk�ndan ay�rt etmek olanaks�zd�r Ve herkes bu hakka sahiptir. Bir�ok queer teorisinde merkezi hale gelen dilde, toplumsal cinsiyetin performatif oldu�u s�ylenir; bu bir t�r canland�rmad�r. D�nyaya geldi�imizde bir s�r� ba�lay�c� normun ortas�nda do�uyoruz, ancak bu normlar bizi daima y�netmiyor ve biz daima bizden beklenen g�r�n�me sahip olmuyoruz. Toplumsal cinsiyet bizden cinsiyetlerden ya birini ya da di�erini (genellikle �ok kat� bir ikili �er�eve i�erisinde) se�memizi isteyen ba�lay�c� normlarla k��k�rt�l�r; ancak toplumsal cinsiyetin yeniden �retimi daima iktidarla karma��k bir pazarl�kt�r; asl�nda, bana g�re, bu normlar� yeniden �retmeyen hi�bir toplumsal cinsiyet yoktur, bu yeniden �retim s�recinde bask�n olan normlar, yeni �izgiler boyunca toplumsal cinsiyet ger�ekliklerini yeniden kurmaya olanak tan�yarak, hi� umulmad�k �ekilde yerle bir olma veya de�i�ime u�rama riskiyle kar�� kar��ya kal�r.

Kim oldu�umuz, arzumuz ve taleplerimizle ilgili hak iddia ederken kulland���m�z dili tamamen biz olu�turmuyoruz. Daha �nceki ve e�zamanl� bir�ok politik m�cadeleyle ili�ki i�erisindeyiz: tan�nma, haklar, �zg�rl�kler, e�itlik ve adalet i�in kullan�lan dilden faydalanmak zorunday�z. Ve ayn� zamanda t�m bu terimlerin anlamlar�n� da de�i�tirmek zorunday�z. Yani hem adil muamele ve �zg�rl�k talebinde bulunmak i�in cesarete sahip olmam�z gerekiyor, hem de miras ald���m�z s�ylemler dizisi i�inde kendi yolumuzu bulmam�z gerekiyor. Politik taleplerde bulunurken, kendi kurmad���m�z bir dili kullanmak zorunda kal�yoruz, ancak ayn� zamanda bu dili farkl� bir �ekilde kullan�yoruz. Bu anlamda, tamamen kendimizin olu�turmad��� ancak gelece�ini kendimizin olu�turmaya talip oldu�umuz bir durum i�erisindeyiz. �zg�r�z, ancak yaln�zca, kendi ellerimizle kurmad���m�z tarihsel bir durum i�erisinde olabilecek kadar. Ve bu tarih bizden �nce geliyor, ancak ayn� zamanda da yeniden kurulmakta. �u anda, toplumsal cinsiyet, �iddet kar��tl��� ve ayr�mc�l��a u�rayan az�nl�klar�n haklar�n�n korunmas� i�in m�cadele eden politik alanda yer alarak tarihi aktif olarak bizler yaz�yoruz.

Politikadan bahsediyorum, ancak belki de e�it muamele, �iddete kar�� korunma ve herhangi bir devletin s�n�rlar� i�erisindeki haklar� korunan az�nl�klardan olabilme taleplerimizi dillendirdi�imiz politik s�re�leri "performatif" olarak adland�rabiliriz. Ancak bu performatiflik (g�sterisellik), her birimizin d�nyada tan�nabilir varl�klar olarak ortaya ��kt��� durumlar i�in daha ge�erlidir. Toplumsal cinsiyetin performatif olmas�, �zg�rl���n deneyimlenmesi olarak da anla��labilir. Bu �zg�rl��� talep ediyoruz ve talebi birlikte dillendirirken, �zg�rl��e yer a��yoruz - bu olana�� kuruyoruz ve bu olana�� d�nyaya tan�t�yoruz ve yeniden tan�t�yoruz. �zg�rl���n ne oldu�unu zaten biliyor oldu�umuzu d���n�yor olabiliriz, ancak transseks�el bireyler i�in �iddet tehdidi olmadan ya�aman�n ne anlama geldi�ini ger�ekten hi� d���nd�k m�? �zg�rl��� hi� bu �ekilde tahayy�l ettik mi? Ve dini az�nl�klar, kad�nlar ve cinsel az�nl�klar i�in de ge�erli olan bir �zg�rl�k talebinin ne anlama geldi�ini ger�ekten anl�yor muyuz? Bunlar� birlikte d���nmeyi ��renmedi�imiz s�rece, bu t�r bir �zg�rl��� hi�bir suretle d���nemeyiz. Bu bask�lar aras�ndaki farkl�l�klar� kabul etmeye ba�lamadan ve haklar�ndan mahrum edilen veya hayatlar� farkl� �ekillerde tehlikeli ko�ullara terk edilmi� insanlar aras�nda birliktelik, g�� birli�i ve yeni e�itlik anlay��lar�na olanak sa�layacak bir a��k-u�lu aktar�m prati�i sa�lamadan bunlar� bir arada d���nemeyiz.

Baz� durumlarda cinsel az�nl�klar�n hayatlar�na y�nelik tehditler �ok kendine �zg�d�r. Tek nefret t�r� homofobi de�ildir, homofobi nefretin bir t�r�d�r. �iddet yaln�zca transseks�el bireyleri hedef almaz, �iddet yaln�zca kad�nlar� hedef almaz; ancak tam olarak bunu yapan belli baz� transfobi ve mizojini (kad�n d��manl���) t�rleri vard�r. Homofobi, transfobi ve mizojini her ne kadar kendine �zg� farkl�l�klara sahip olsalar ve bu farkl�l�klar�n anla��lmas� gerekse de bunlardan hi�biri birbiriyle ili�kilendirilmeden tam olarak anla��lamaz. Bunlar ayn� de�illerdir ve aralar�nda tam bir benzerlik kurulamaz, ancak bedenlerin d�nyada nas�l hareket edebileceklerini ve edemeyeceklerini, bedenlerin nas�l g�r�nmeleri gerekti�ini veya nas�l g�r�nmemeleri gerekti�ini, bedenlerin ve arzular�n alg�lan���na g�re ayr�mc�l�k ve �iddetin nas�l �ekillendi�ini belirleyen belli normlar�n h�k�m s�rd��� bir d�nyada birbiriyle derinden ba�lant�l�d�rlar. ��te bu y�zden, transseks�el bir kad�n�n yolda ba��na gelen �eyin di�er az�nl�klar�n kar�� kar��ya oldu�u tehditle nas�l ba�lant�l� oldu�unu g�z �n�nde bulundurmazsak yan�l�r�z. Her birinin ortak olarak ya�ad��� �ey ayr�mc� �iddete maruz kalmak, polis korumas�ndan yoksun olmak, polisten ve politik iktidar� sapk�nla�t�ran ordudan korkmak ve ger�ek bir korunma sa�lanmayan tehlikeli bir duruma terk edilmektir.

Tam da �zg�r olmad���m�z bir ko�uldayken, �zg�rl�k deneyimiyle ilgili konu�mak i�in �nerdi�im ilk terim performativiteyse; k�r�lganl�k da yaln�zca hedef al�nan topluluklar�n kendine �zg� yaralanabilirli�ini anlamak i�in de�il, ayn� zamanda bu topluluklar�n payla�t�klar� ortak �zellikleri bulmak ve aralar�nda ne t�r g�� birlikleri kurulabilece�ini anlamak i�in de g�z �n�nde bulundurmam�z gereken di�er bir terimdir. "K�r�lganl�k", sosyal ve ekonomik destek a�lar�ndan di�erlerinden daha az yararlanabilen ve bir�ok farkl� �ekilde yaralanmaya, �iddete ve cinayete maruz b�rak�lan belli topluluklar�n i�inde bulundu�u politik olarak uyar�lm�� olma durumuna i�aret eder; o halde k�r�lganl�k risk alt�nda olman�n farkl� a��lardan da��l�m�d�r. Farkl� yollarla maruz b�rak�lan topluluklar, yeterli korunma veya tazmin olmaks�z�n hastal�k, yoksulluk, a�l�k, yer de�i�tirme ve �iddet kar��s�nda yaralanabilirlik gibi y�ksek riskler alt�ndad�rlar ve onlara hi�bir koruma veya tazmin sa�lanmaz. Bununla birlikte k�r�lganl�k, nedensiz devlet �iddeti ve bizatihi devletin kendisi taraf�ndan uygulanmayan ama devletin yeterli koruma sa�lamad��� �iddete maruz kalan topluluklar�n had safhaya ula�m�� yaralanabilirlik ve maruziyetinin, politik olarak uyar�lm�� durumunu karakterize eder. O halde, k�r�lganl�k derken kastetti�imiz a�l�k �eken veya a�l�k s�n�r�nda ya�ayan topluluklar da olabilir, ancak ayn� zamanda sokaktaki �iddet ve polis tacizinden kendilerini korumak zorunda olan transseks�el seks i��ilerini de kastediyor olabiliriz.

K�r�lganl�k, belki �ok a��k�a, toplumsal cinsiyet normlar�yla do�rudan ba�lant�l�d�r, ��nk� biliyoruz ki toplumsal cinsiyetlerini �ng�r�ld��� �ekilde ya�amayanlar taciz ve �iddete maruz kalma a��s�ndan y�ksek risk alt�ndad�rlar. Toplumsal cinsiyet normlar� kamusal alanda olmas� beklenenden farkl� olarak g�r�n�r oldu�unda, nas�l bir risk olarak alg�land���n� ve belli topluluklar� farkl� a��lardan nas�l k�r�lganl��a maruz b�rakt���n� g�rebiliriz. Kamusal alandaki g�r�n�m� nedeniyle kimin su�lu ilan edilece�i (Kabahatler Kanunu'nun yard�m�yla polis taraf�ndan yap�lmaya devam eden), sokakta, i�te veya evde kimin yasa veya daha a��k�a s�ylemek gerekirse polis taraf�ndan korunaca�� sorular�n� sordu�umuzda bu ba�lant�y� g�rebiliriz. Az�nl�klara i�kence eden bir yasa su� te�kil eder ve bu t�r bir yasay� savunan veya uygulayanlar insan haklar�na kar�� su� i�lemektedir. ��te bu y�zden bizim sormam�z gereken toplumsal cinsiyetin ve cinselli�in nas�l �ekillendi�i de�il, nas�l yeniden �retildi�i ve normlar�n toplumsal cinsiyeti nas�l etkiledi�i ve cinselli�in yaln�zca davran��larla de�il, T�rkiye ve di�er bir�ok �lkedeki gibi �ok say�daki transseks�el cinayetlerinden (nefret cinayetleri) de bildi�imiz gibi, polisin militer g�c� veya polisin su�lu olarak g�rmedi�i bu t�r �iddeti uygulayanlarla nas�l zorla empoze edildi�idir.

Ayn� zamanda kimin hem damgalanaca�� ve haklar�ndan mahrum edilece�ini hem de bir cazibe nesnesi ve m��teri memnuniyeti i�in bir ara� muamelesi g�rece�ini sordu�umuzda, toplumsal cinsiyet normlar� yine sahnededir. Yasal hak olarak sa�l�k yard�mlar�ndan kim yararlanacak? Kimin yak�n ve akrabal�k ili�kileri, ger�ekten yasa ile tan�nacak veya yasa taraf�ndan su� olarak g�r�lecek? Frans�z h�k�meti kamusal alanda ba��rt�s�n� yasaklad���nda, kamusal ya�am�n bir par�as� olmak i�in ba��rt�s� takan kad�nlar�n �zg�rl���n� k�s�tl�yor. Ve ba��rt�s� takan k�zlar okuldan y�z �evirdiklerinde, h�k�met M�sl�man k�zlar�n almalar� gereken e�itimi baltalam�� oluyor. Bana g�re, kad�nlar�n kamusal alandan veya e�itimden mahrum b�rak�lmas� feminist bir edim de�ildir. Ancak, kamusal alanda dini tabiiyetini ifade edecek �ekilde g�r�nme hakk� kamusal alandaki g�r�n�mle ilgili di�er haklarla alakal�d�r. Bedenin sahip olabilece�i tek bir g�r�nt� yoktur ve bedenin aksettirmesi gereken, �lkeye ait tek bir d���nce yoktur. Kamusal alanda g�r�n�r olma hakk� t�m demokratik politikalar�n temelinde vard�r.

O halde normlar ve bu normlar�n kimin anla��labilir veya kamusal alanda kabul edilebilir oldu�unu nas�l belirledi�i sorusuna geri d�nelim. Bu sorular� transseks�el aktivizminden, feminizmden, queer aile politikalar�ndan, e�cinsel evlilik hareketinden ve seks i��ileri taraf�ndan kamu g�venli�i, sa�l�k sigortas� ve ekonomik vatanda�l�k haklar�n�n tan�nmas� i�in ba�lat�lan tart��malardan k�smen biliyoruz. O halde bu normlar yaln�zca iktidar�n �rnekleri de�il; ve yaln�zca daha kapsaml� iktidar ili�kilerini yans�tmaz; iktidar�n i�ledi�i bir yoldur ve bu t�r normlar�n nas�l �al��t���n� hesaba katmadan iktidar�n i�leyi�ini anlatmak m�mk�n de�ildir. Bununla birlikte, iktidar kendini bir �ekilde yeniden �retmeden iktidarda kalamaz. Ve her yeniden �retim edimi �arp�kla�ma, s�r�klenme veya �ng�r�lemeyen sonu�lar �retme riskini beraberinde getirir. �ktidar yaln�z belli bir t�rde �zneler yaratarak de�il ayn� zamanda onlar�n yeniden �retilebilirli�inin ko�ullar�n� d�zenleyerek i�ler. Bu da ku�kusuz Marx'�n Alman �deolojisi'nde materyalizmin bir �zelli�ine vurgu yapt��� noktad�r: bireylerin yeniden �retimi.

G�r�nen o ki, s�zgelimi yaln�zca bedenleri veya kimlikleriyle kurulu normlar�n s�n�rlar�nda ya�ad�klar� i�in tan�nmayan veya tan�namaz olmay� s�rd�ren toplumsal cinsiyet formlar�n� anlayabilmek i�in yapmam�z gereken budur. Arzu, y�nelim, cinsel edimler ve hazlarla ilgili ne d���nd���m�z� belirleyen g��l� mant�k baz� cinsel pratikleri onaylamad��� i�in yaln�zca k�t� s�zc�klerle an�lan cinsellik formlar� var m�d�r?

�yleyse toplumsal cinsiyetin performativitesi, �znelerin tan�nmaya hak kazanmalar� ile bir�ok farkl� a��dan ba�lant�l�d�r. Elbette ki tam bir tan�nman�n m�mk�n olmad���n� kabul etmekle birlikte, tan�n�rl�k sa�laman�n bir�ok farkl� yolu oldu�unu d���n�yorum. Tan�nma arzusu hi�bir zaman tam anlam�yla tatmin edilemez - evet, bu do�ru. Ancak �zne olmak her �eyden �nce tan�nma i�in gerekli olan- bir insan� tan�nabilir yapan- bir tak�m normlara uymay� gerektirir. Ve bu durumda, bu normlarla uyumsuzluk bir kimsenin ya�ayabilme g�c�n�n ve hayat�n�n devam edebilmesi i�in gerekli ontolojik ko�ullar�n sorgulanmas�na yol a�ar. �znelerin yaln�zca yasalar �n�nde veya politik olarak tan�nmak isteyen varl�klar oldu�unu d���n�r�z; ancak belki de bundan daha �nemlisi tan�nma ko�ullar�n�n -elbette burada bir tak�m toplumsal cinsiyet ve cinsel normlar� da dahil edebiliriz- kimin �zne olarak g�r�lece�ini ve kimin g�r�lmeyece�ini pe�inen belirlemesidir.

O halde kimin �zne olarak kabul edilece�i ve kimin edilmeyece�i sorusunu temel ald���m�zda, performativitenin k�r�lganl�kla ile ba�lant�l� hale geldi�ini savunuyorum. Toplumsal cinsiyet performativitesi kimin hayat�n�n ya�anmaya de�er bir hayat olarak g�r�lece�i, kimin ya�ayan bir varl�k olarak anla��laca�� ve kimin kurulu kabul edilebilirlik s�n�rlar�n�n uzak k�y�lar�nda ya�ad���yla veya ya�amaya �al��t���yla �ok yak�ndan ilgilidir.

Amerikan vatanda�� oldu�umun ve burada tarihinizle, hareketlerinizle ve mevcut durumunuzla ilgili s�n�rl� bilgiyle bulundu�umun fark�nday�m. Ama yine de bana makaleler g�nderen ki�ilere ve T�rkiye'deki feminist ve queer akademisyenler taraf�ndan �retilen ola�an�st� �al��malar i�in te�ekk�r ederim. Baz� Avrupa �lkelerindeyken burada kar��la�t���mdan daha farkl� bir sek�lerizm ve din anlay���yla kar��la�t�m. Ve �yle bir ba�lam i�inde, dini ve cinsel az�nl�klar i�in en �nemli �eyin birbiriyle dayan��ma i�inde hareket etme yollar� bulmak oldu�unu savunmaya �al��t�m. Burada laikli�in devlet erkinin belirli formlar�yla, milliyet�ilikle ve orduyla �zde� hale geldi�inin ve M�sl�man toplumun politik duru�lar� ve ittifaklar�ndaki �e�itlilikle kendi i�inde karma��k bir yap�ya sahip oldu�unun fark�nday�m. Hollanda'da birisine e�cinsel ve transseks�el bireylerin, muhtemelen M�sl�manlar kastedilerek, dini az�nl�klar taraf�ndan tehdit edildi�i s�ylenmi�. Ancak bu anlay�� �zg�rl�k�� e�cinsellerin Hollanda'daki milliyet�i hareketlere dahil olmalar� ve etnik olarak temizlenmi� ve T�rkiye gibi �lkeleri d��ar�da b�rakacak bir Avrupa mefhumu anlam�na geliyor. Bu nedenle, d�nyan�n geri kalan�n�n bu meselelere burada farkl� yakla��ld���n�, farkl� bir laiklik tarihiniz oldu�unu ve sek�lerizm ve din aras�ndaki Avroatlantik ayr�mlar sonucunda b�lgesel farkl�l�klar oldu�unu g�rmeleri �nemlidir. �ok say�da feministin sek�lerizmin tarafs�z bir duru� oldu�una ve ancak bu yolla feminist hedeflerde ilerlenebilece�ine inand���n� g�rd���m�zde daha da �nemli hale geliyor. Belli ki, sek�lerizmle militarizm aras�ndaki ba�lant�y� hen�z yeterince kavramam��lar. Her queer veya feminist hareket, insan haklar� i�in m�cadele eden her g��l� hareket, insanl�k su�lar�na kar�� ��kan her g��l� hareket, toplumsal cinsiyet e�itli�ini savunan ve toplumsal cinsiyet ayr�mc�l���na kar�� olan her hareket militarizme ve -1915'te �ld�r�len Ermeniler veya Ankara sokaklar�nda �ld�r�len transseks�eller gibi- cinayetlerin �st�n� �rten t�m devlet erki formlar�na kar�� olmak zorundad�r. Bu militarizme kar�� ��kan her kimse g��l� ve radikal bir hareketin i�indedir.

S�ylendi�i gibi, her zaman bir arada �al��man�n �ok kolay olmad���n� kabul ediyorum. Kad�n ve Aileden Sorumlu Devlet Bakan� Aliye Kavaf'�n e�cinselli�in tedavi edilmesi gereken bir hastal�k oldu�uyla ilgili a��klamalar�n� okumam konusunda uyar�ld�m. Cinselli�in esasl� koruma gerektiren bir �zg�rl�k alan� oldu�unu anlamadan bu a��klamalar� yaparken, kendi ifade �zg�rl���n� m� kullan�yordu yoksa vatanda�lar�n� hasta ilan eden devletin dilini mi konu�uyordu? Yoksa tamamen ki�isel ve ahlaki de�erleri �zerinden mi konu�uyordu? Transseks�el bireylerin sokakta sald�r�ya u�ramas� ve tutuklanmas� ile KAOS GL ve Pembe Hayat gibi �e�itli organizasyonlar�n kapat�lmaya veya faaliyetlerinin k�s�tlanmaya �al���lmas� aras�nda ne t�r bir ili�ki oldu�unu sorgulamam�z gerekir. Aile Bakan� makam�ndan ve bulundu�u konum ad�na konu�tu�unda, h�k�met aksini s�ylemedik�e onun kulland��� dil devletin beyan� halini al�r. Devlet e�cinsellerin hasta oldu�unu beyan eder ve polis de cinsel az�nl�klara sald�r�rsa ya da bu t�r az�nl�klara kar�� i�lenen su�lara kar�� bariz bir bi�imde sessiz kal�yorsa, s�z konusu olan politik a��dan tan�nmas� ve haklar�n�n verilmesi gereken topluluklara y�nelik sistematik bir sald�r�d�r.

O halde elbette lezbiyen ve geylerin hasta oldu�u ve tedavi edilmeleri gerekti�ini s�ylemek m�mk�nd�r, ancak �u soruyu sormam�z gerekir: bu t�r bir konu�ma cinsel az�nl�klara y�nelik su� te�kil eden eylemleri g�rmezden gelmeye ve reddetmeye �al��an ayr�mc�l�k t�r�n�n bir par�as� m�d�r? Unutmayal�m ki vatanda�l�k yaln�zca yasayla korunmay� de�il ayn� zamanda, korkusuzca sokakta y�r�mek ve hi�bir m�dahaleye maruz kalmadan �rg�tlenmek ve kendi se�ti�i ki�ilerle bir araya gelme hakk� anlam�na gelen, a��k demokrasi i�inde yer alma hakk�n� da i�erir. Cinsel az�nl�klar� psikiyatrik olarak hasta ilan etmenin politik olarak vatanda�l�k haklar�ndan yararlanamamalar�yla yak�ndan alakal� oldu�unu anlamazsak hataya d��m�� oluruz. Ve �zellikle ulus-devletlerin mask�len g�c� ortaya koymaya, askeri g�c�n� sergilemeye ve ulus fikrini mask�len bir kale gibi kurmaya yat�r�m yapt��� yerlerde, yerle�ik toplumsal cinsiyet normlar�yla m�cadele eden cinsel az�nl�klar ka��n�lmaz olarak sald�r�ya u�rayacaklard�r.

Ancak, bir ki�i e�cinselli�i veya transseks�elli�i onaylamasa ve hatta bu t�r ki�ilere veya pratiklere kar�� g��l� bir tiksinme duygusu hissetse bile, yine de ne t�r bir d�nyada ya�amak istedi�i ve yasalar �n�nde e�it muamele g�rmenin ne anlama geldi�i sorular�n� kendisine sormak zorundad�r. Hatta daha da ileri giderek, ne t�r endi�e ve korkular�n bu d���nceleri canland�rd���n� ve bu korkular devlet politikas�na d�n��t���nde ne t�r bir adaletsizlik yap�ld���n� sorgulamas� gereklidir. Toplumsal cinsiyet, etnisite, din, cinsiyet ve �rksal farkl�l�klar�m�z� kabul eden bir demokraside ya�amak ne demektir? Demokratik bir �lkede ya�amak istemek, ben ve sen birlikte ya�amay� se�medi�imiz ki�ilerle beraber ya�amay� ve bizim i�in tamam�yla tan�nabilir olmayan insanlara kar�� y�k�ml�l�klere sahip olmay�, beden ve toplumsal cinsiyetle ilgili �n kabullerimizi sarsan ki�ilerin haklar�na sayg� duymay� kabul etmek demektir. Ki�isel kavgalar�m�z veya ho�nutsuzluklar�m�z ne olursa olsun politik bir duru�a me�ru bir zemin olu�turamaz. Demokrasiye uygun tek pozisyon bana tamam�yla yabanc� olan, tamam�yla tan�mad���m ya da anlamad���m bir yabanc�ya kar�� sorumlu oldu�um durumdur. Cinsel az�nl�klar� da kapsayan radikal demokrasinin ne anlama geldi�ini d���nerek; bizim d���nce tarz�m�z� de�i�tirmek i�in m�cadele eden, insan hayat�, insan cinselli�i, arzu ve a�k alan�n� anlamam�z� isteyenlere kar�� sorumluluklar�m�z� kabul etmemiz gerekir. Asl�nda yapt���m�z, rahats�zl���m�z ve huzursuzlu�umuzla ya�amay� kabul etmektir, ��nk� bu do�rudan kendisi gibi olmay�p, kendi olmad���m�z bir insan olma olas�l�klar�yla ilgili d���ncelerimizi de�i�tirmek i�in m�cadele eden insanlarla birlikte ya�amak anlam�na gelir. Bize ait olmayan dini gelenekleri, bizimki yan�nda g�r�nmez olan sosyal tarihleri, her zaman bilmedi�imiz cinsel pratikleri ve kimlikleri anlamaya �al��t���m�zda �aba harcam�� oluruz. Radikal demokrasiyi olumlamak �teki hakk�nda hen�z tamam�yla bilinmeyen belki hi�bir zaman da bilinemeyecek bir gelece�e a��k olmakt�r. E�er demokrasinin bir eti�i varsa, bu kapsamda benim gibi olmayan� hi�bir zaman anlamasam ya da bilmesem de, kendimi onun hayat�na sayg� g�stermeye ve o hayat�n -ki bu �zg�rl���n v�cuda gelmi� halinin hayat� ve e�itlik ve adalet i�in daimi talebidir- de�erli oldu�u konusunda �srar etmeye adayaca��md�r.

Avrupa'n�n baz� b�lgelerinde ve hatta �srail'de e�cinsellerin haklar�n�n milliyet�ilik ad�na nas�l savunuldu�unu g�r�yorum, ancak bu t�r bir ba�lant�dan ku�ku duymak i�in bir s�r� neden var. Milliyet�i ve zenofobik k�lt�rler in�a etmek i�in e�cinselleri kazanma �abalar�, e�cinsel topluluklar�n� daima m�lk sahibi, erkek ve ulusal ba�larla ba�lanm�� bireylere d�n��t�r�yor. Bu �a�r�, e�cinsel bireylerin di�er az�nl�klarla ba�lant�lar�n� kesmesi ve feminist m�ttefiklerle beraber �rk��l�k ve militarizme kar�� m�cadele eden queer politikas�n�n ilkelerini reddetmelerini sa�laman�n bir yoludur. Kuzey Avrupa'daki tart��malar�n bir�o�unda ifade �zg�rl��� ve sans�r konu�ulsa da, ifade �zg�rl���n�n hareketin ba�lang�c�ndan beri bir queer de�eri oldu�unu hat�rlamakta yarar var. �fade �zg�rl��� cinsel �zg�rl�k hareketinin gerekliliklerindendir ve ifade �zg�rl��� yaln�zca zarar g�rmeden konu�abilme �zg�rl��� de�ildir. Ayn� zamanda �zg�rce hareket etme �zg�rl��� anlam�na gelir ve hareket �zg�rl���m�zle ifade �zg�rl���m�z birbiriyle ba�lant�l�d�r. �rg�tlenme, se�ti�imiz ki�ilerle bir araya gelme ve di�er herhangi bir insan�n sahip oldu�u kadar kamusal alanda bulunma haklar�m�z da ifade �zg�rl���ne dahildir. Lezbiyen, gey, biseks�el, transseks�el, interseks�el ve queer bireylerin yay�n yapma, �rg�tlenme, kendi tarihlerini belgeleme ve yay�nlama, arzular�n� belirleme ve ifade etme �abalar�n� baltalayan sans�re kar�� m�cadele etmeye devam etmeliyiz.

��te t�m bu nedenlerden �t�r� �zg�rl�k derken neyi kastetti�imiz konusunda a��k olmal�y�z. ��nk� ba��ndan beri �zg�rl�k (freedom) h�rriyet (liberty) ile ayn� �ey de�ildir. H�rriyet bireye ait bir �eyken �zg�rl�k toplumsal olarak �ekillenen ve toplumsal olarak payla��lan bir �eydir. Di�er insanlar �zg�r de�ilken hi�bir insan �zg�r olamaz, ��nk� �zg�rl�k ya�am�n sosyal ve politik olarak belirli bir �ekilde organize edilmesinin sonucunda deneyimlenebilecek bir �eydir. Ancak di�erleriyle ba�l� oldu�umuz s�rece �zg�rl��� deneyimleme �ans�na sahip olabiliriz. Bu da queer'in bir kimlik oldu�u fikrinin �tesine ge�mek anlam�na geliyor. Queer hareketi, belli politik ama�lar g�den dinamik ve farkl�la�m�� bir harekettir. Uluslar �tesi olarak d���nd���m�zde queer hareketi ayn� zamanda homofobi, mizojini ve �rk��l�kla m�cadele etmeyi de ama�lar ve her t�rl� ayr�mc�l�k ve nefretle m�cadele eden hareketin bir par�as�d�r. Queer politikas�n�n ortaya ��k���, hangi kimli�e sahip olursan ol, homofobiyle sava�man�n �neminin kabul edildi�i anlam� ta��r. Anlad���m kadar�yla, T�rkiye'deki baz� feminist �rg�tler 1990'lardan beri transseks�el hareketin yan�nda yer alarak polis �iddeti ve ordu milliyet�ili�inin yeni formlar�na kar�� m�cadele ediyorlar. Pembe Hayat transseks�el ve travestilere y�nelik polis �iddetinin �nlenmesi i�in imza kampanyas� d�zenleyip Ba�bakanl�k �nsan Haklar� Komisyonu'na ba�vurdu�unda onlara kim destek oldu? Lambda �stanbul, Feminist Kad�n �evresi, Sosyalist Feminist Kolektif ve Amargi. ��te bunlar, farkl�l�klar� a�an ve polis ve ordu �iddetine kar�� radikal demokrasiyi destekleyen canl� bir ittifak�n i�aretleridir.

Solda g��l� bir birlikteli�in olu�mas� i�in hem �rk��l�k ve homofobi hem de milliyet�i politikalar ve mizojininin �e�itli t�rleriyle sava�may� ama� edinmek gereklidir. Ben t�m bu ayr�mc�l�k t�rlerinin hepsiyle m�cadele etmeyen ve cinsel az�nl�klar�n, kad�nlar�n ve etnik ve dinsel az�nl�klar�n kar�� kar��ya oldu�u ekonomik adaletsizlik konular�na da kafa yormayan bir ortakl�k i�inde yer almak istemem. Buna ek olarak, g��l� bir sol hareket i�in devlet bask�s� ve devlet �iddetinin ele�tirilmesinin ne kadar �nemli oldu�una dikkat �ekmek istiyorum. Bu da, daha genel olarak tart��malar�n �ekillenme bi�iminin devlet bask�s� ve devlet �iddetini �nlemeye zaman zaman nas�l hizmet etti�ini sorgulamak anlam�na geliyor.

Devlet bask�s� elbette bu bask�y� ele�tirmekte yetersiz kalan organizasyonlar taraf�ndan desteklenmi� oluyor. Organizasyonlar�n ne kadar�, kendilerini devletin bir par�as� olarak g�rd��� i�in veya devlet ayg�t� i�inde stat� kazanmak u�runa kendilerine sans�r uyguluyorlar veya konu�maktan ka��n�yorlar? Devlete tabi olmak devletin s�yledi�inin ayn�s�n� s�ylemek, yani devlet konu�mam�z� istemedi�inde konu�mamay� m� gerektirir? Bir organizasyon hangi noktada demokrasi, �zg�rl�k ve e�itli�e olan ilkesel ba�l�l���n� feda eder, bir az�nl��� keyfi devlet �iddetine kar�� ne zaman savunmaz? San�r�m en �ok korkmam�z gereken sans�r bizim kendi sessizli�imizden ortaya ��kand�r. Bu T�rkiye'de de Honduras'ta da ve Amerika'n�n bir�ok b�lgesinde de ayn� derecede ge�erlidir.

Toplum i�inde y�ksek sesle s�ylemek, g�r�n�r olmak, a��lmak, ortaya ��kmak; yani kamusal alan� d�n��t�rmenin kendisi, radikal demokratik politikan�n �nemli bir par�as�d�r. Ve bu ayn� zamanda �zel olanla kamusal olan aras�ndaki ayr�m� da d�n��t�rmektir. �zel alanda istedi�imiz gibi ya�ayabilmek �nemlidir, ancak bu yeterli de�ildir. Toplumsal normlarda radikal bir d�n���m olmadan �zel alanda da bir korunmadan s�z edemeyiz. Ve bu normlar bedenin zaman ve mekandaki kabul edilebilirli�ini belirleyen normlarla istisnas�z olarak ba�lant�l�d�r. "Kabul edilebilirlik" derken "sosyal zaman ve mekan i�inde anla��lmaya de�er olma"y� ve dolay�s�yla sosyal normlarla belirlenmi� ve dolay�mlanm�� olan �tekiler (ve onlar�n marjinalle�tirilme, a�a��lanma ve d��lanma ihtimalleri) ile a��k bir ili�kiyi de kastediyorum. Bu normlar �retilir ve yeniden �retilir, yeniden �retim s�recinde bazen krize girer; iktidar ve tarihin vekt�rleridirler. "Kabul edilebilirli�e" eri�imi s�n�rl� olanlar ve onun sembolik ikonografisinin somut �rne�i olanlar vard�r. Bu y�zden, toplumsal cinsiyet normlar�n�n g�nl�k hayattaki yeniden �retimi her zaman, kimin hayatlar�n�n daha ya�an�l�r, kimin hayatlar�n�n -tamam�yla ya�an�lmaz olmasa da- daha az ya�an�l�r oldu�unu belirleyen iktidar�n �e�itli formlar�yla bir pazarl�kt�r. Bu normlar kimin hayat�n�n yas�n�n tutulabilir oldu�unu ve kimin hayat�n�n yas�n�n tutulamayaca��n� belirleyen normlard�r. Ancak unutmayal�m ki, bir ya�am yitirildi�inde korkun� bir �ey ya�amam�� gibi davrand���m�zda asl�nda bu kayb� mevcut "ya�am" kavram�na i�kin hale getirmi� oluyoruz. ��te bu y�zden, bir hayat�n hayat olarak kabul g�rmesi i�in her �eyden �nce yas� tutulabilir bir hayat olarak kabul edilmesi gerekir. Transseks�el insanlar�n �l�m�n�, kad�nlara y�nelik ayr�mc� �iddeti, homofobik sald�r�lar� de�erlendirdi�imizde g�rd���m�z, hayatlara farkl� de�erler atfedildi�i ve baz� hayatlar�n di�erlerinden daha fazla yas� tutulabilir olarak de�erlendirildi�idir. Az�nl�klara y�nelik sistematik sald�r�lar yas� tutulamaz topluluklar yarat�r. Ve bu y�zden de, �ld�r�ld�klerinde ortada herhangi bir su� ya da kay�p yoktur. Bu durumla m�cadele etmek i�in �fkemizi ve akl�m�z� kullanarak sosyal adalet talep eden yeni bir hareket olu�turmal� ve s�rd�rmeliyiz. Ancak bunu yaln�zca kamusal alana girerek ve kimin kabul edilebilir olup kimin olmad���n� belirleyen normlar� d�n��t�rerek yapabiliriz.

Peki ama sosyal ili�kiler alan� bu kadar tehlikeyle doluyken herhangi birimiz di�erleriyle nas�l bir araya gelece�iz? G�ven, destek ve ba�l�l��� nerede bulaca��z? Refah i�inde ya�aman�n herkes i�in bir hak oldu�u ve hayatlar�n ya�anabilirli�i ve yas�n�n tutulabilir olu�unun art�k farkl� olmad��� bir d�nya i�in m�cadele veriyor olmasayd�k can�m�z bu kadar s�k�lmazd�. Bu, e�itli�e kendimizi ne kadar adad���m�zla ilgili bir �eydir ve �zne olu�umuzu b�yle deneyimleriz. Elbette hepimizin ayn� derecede tehlikeye at�lmas�n� �nermiyorum. �nerdi�im �ey, k�r�lganl�k durumunu tan�mad�klar�m�z ve olmay� se�mediklerimizle bizi birbirimize ba�layan bir �ey olarak g�rmektir. Di�er bir deyi�le, yaln�zca bir fig�r olarak bir yabanc�ya ba�l� de�iliz, ayn� zamanda i�inde belli topluluklar�n ya�anabilir hayatlar di�erlerinin ise ya�anamaz ve dolay�s�yla yas� tutulamaz olarak g�r�ld��� b�t�n hayali demografileri anlamak ve par�alar�na ay�rmaya da zorunluyuz.

�yleyse b�t�n bu terimler; �zg�rl�k, hayatta kalma ve refah i�inde ya�ama; bedenin kendine tamamen ait olmad��� durumlara ba�l�d�r. Beden bireyin kendisine aittir ve bireyin birey olarak korunma hakk� vard�r. Ancak bu haklar� talep etti�imizde, daha geni� bir toplulu�a hitap ediyoruz ve bedenimiz de bu toplulu�un i�inde yer al�yor. Ya�amak i�in burada oldu�umu ve e�it muamele g�rmek istedi�imi s�yledi�imde, bunu birisine ya da �tekilerin d�nyas�na, bir "sen"e s�ylerim ve bu hitab�mla kendimi sosyal bir varl�k olarak g�stermi� olurum. Hi�birimiz toplum i�inde mutlu bir varolu�a sahip olmadan hayatta kalma �ans�na sahip de�iliz. Otonomi ve sorumluluk, bedenin sosyal olarak mutlu olan yap�s� temel al�narak nas�l yeniden d���n�lebilir? Beden istisnas�z ve mecburen bir d�� d�nyayla kar�� kar��ya kal�yor ve bu da di�erleriyle istenmeyen bir yak�nl�ktan (birbiriyle yak�n ya�ama anlam�nda) do�an ve ki�inin kontrol� d���nda olan zor durumlara neden oluyor. Bu "kar�� kar��ya kalma" -ve di�erlerinin kar�� ka��ya kald��� �ey olma- bedeni tan�mlayan bir y�ntemdir. Hal b�yleyken, bedenin kar��la�t��� bu s�k�nt� veren ba�kal�k, genellikle bu d�nyaya tepkisellik (responsiveness) harekete ge�irir. Bu yan�t verme yetene�i bir�ok duyguyu kapsar: haz, �fke, ac�, arzu - ki bu duygular�n hepsi de cinsel politika alan�n�n konusudur.

Genellenmi� bir durum olarak k�r�lganl�k, bedenin temelde s�rd�r�len ve s�rd�r�lebilir bir d�nyaya tabi oldu�u ve ko�ulland��� �eklinde kavramsalla�t�r�lmas�na dayan�r; tepkisellik - ve en nihayetinde sorumluluk- devam eden ve etkileyen bir d�nyaya kar�� verilen duygusal tepkilerdedir. Di�er bir deyi�le, benim s�rd�r�lebilir olma yetim daha kapsaml� olarak s�rd�r�lebilir ya�ama formlar�na ba�l�d�r. Devletin askerleriyle birlikte sava�a girdi�i durumlarda, sorumluluk duygusunun yaln�zca �u ya da bu hayata de�il veya soyut bir hayatta kalabilirlik sorusu �zerine odaklanmak yerine hayat�n devam eden sosyal ko�ullar�na -�zellikle de ba�ar�s�z olduklar�nda- odaklanmas� gerekti�ini g�z �n�nde bulundurmal�y�z. ��nk� bu, neden Gazze'de queer aktivizminin gerekli oldu�unu, Afganistan'daki sava��n artmas�na kar�� olmak gerekti�ini, Almanya ve T�rkiye'de queer anti-militarizmi oldu�unu, �ngiltere ve �spanya'da �rk��l�k kar��t� queer hareketinin oldu�unu ve neden queerlerin ulus-devlet, sek�riteryan devlet kurma g�revine dahil edilme �abalar�na ve g�ncel politik ya�amdaki b�t�n militarizm t�rlerine kar�� ��kma sorumlulu�u oldu�unu a��klar.

Queer hareketlerinin sormaya devam etmesi gereken sorulardan baz�lar� �unlard�r: Kendini ifade edemeyen topluluklar nas�l ses ��karacaklar ve taleplerini nas�l bildirecekler? Bu iktidar alan�nda nas�l bir sars�lmaya yol a�ar? Ve bu topluluklar hayatlar�n� devam ettirebilmek i�in ihtiya�lar� olan �eyleri nas�l talep edebilirler? Mesele, k�r�lganl��� iyile�tiren tan�nma bi�imleri i�in m�cadele etmek ve hi�bir politik temsil veya koruma olmaks�z�n bizi k�r�lganl��a maruz b�rakan bask�n normlara kar�� sava�makt�r. Mesele yaln�zca edimsel olmak i�in ya�amak gerekti�i de�il, var olma ko�ullar�n� g�venceye almak i�in edimsel olmam�z gerekti�i ve hatta politik olarak edimsel olmam�z gerekti�idir. Tan�nma normlar� bazen bizim ya�ama kapasitemizi tehlikeye atacak kadar ba�lar: tan�nabilmemizi sa�lamak i�in normlar belirleyen toplumsal cinsiyet bize �iddet uygularsa, bizim varolu�umuzu tehlikeye atarsa ne olur? Bu durumda hayat� m�mk�n k�lmak i�in ortaya at�ld��� d���n�len kategoriler hayatlar�m�z� bizden �alar. Mesele bu t�rden bir �ifte ba�lanmay� kabul etmek de�il, k�r�lganl��a kar�� m�cadele eden performatif edimlerin oldu�u ya�am tarzlar� i�in m�cadele etmektir. Bu �ekilde, yeni varolu� tarzlar� i�inde, tan�nabilir olan�n kritik s�n�r�nda ya�ayabiliriz.

Hayatta kalmak b�lgesel s�n�rlar�n denetlenmesinden -bir egemen g�c�n kendi b�lgesiyle alakal� stratejisi- ziyade birbirimizle ne kadar ba�l� oldu�umuzu kabul etmeye ba�l�d�r. ��te bu y�zden, bedenin politik bir mevzu olarak kavramsalla�t�r�lmas� gereklidir. Bedenin ba��ml� t�rden bir varl�k olarak do�rulukla tan�mlan�p tan�mlanmad���n� d���nmeliyiz. Bir bedeni �zel k�lan, sanki �rnek insan bedeni olarak belirleyebilece�imiz belli bedensel �ekiller veya formlar varm�� gibi, kurulu veya bilindik bir morfoloji de�ildir. �rnek bir insan g�r�n�m� tan�mlayamayaca��m�z ve tan�mlamamam�z gerekti�i konusunda eminim. Bu bak�� a��s�, bedensel normlar�n zorunlu yeniden �retimine ba�l� bir tak�m sosyal s�re�leri adland�rmak i�in -transseks�el, engelli ve �rk ayr�mc�l���- toplumsal cinsiyeti yeniden d���nmek anlam�na da gelir. Toplumsal cinsiyet normatifli�i, engelsiz-cilik (able-ism) ve �rk�� alg� ele�tirisinin a��kl��a kavu�turdu�u gibi, tek bir insan formu ve insan formlar� i�in kamusal alanda g�r�nmenin tek bir yolu yoktur. S�n�rlar�n� tan�mlayarak veya hangi formda olmak zorunda oldu�unu s�yleyerek insan bedeninin s�n�rlar�n� �izmeyi d���nebiliriz. Ancak bunu yapmak, bedenin �e�itli y�nlerden ve ka��n�lmaz olarak ba��ms�z -edimselli�inde, kavray���nda, konu�mas�nda, arzusunda ve hareketlili�inde- oldu�u ger�e�ini g�zden ka��rmak demektir. Kendisi d���nda, �tekiler d�nyas�nda, kendisinin kontrol�nde olmayan bir mek�n ve zamandad�r ve yaln�zca bu ili�kilerin vekt�r� i�inde var olmaz ayn� zamanda kendisi de bir vekt�rd�r. Bu anlamda, beden kendisine ait de�ildir ve asla olamaz. Ger�ekte ve kendi otonomisini deneyimledi�inde bunu tam da bu mutlu ve zorunlu bir ili�kiselli�in sonucu olarak yapar.

Bana g�re beden, bizim kendimizin olan veya olmayan bir dizi perspektifle kar��la�t���m�z yerdir. O halde, kim oldu�umu ve ya�ay�p ya�ayamayaca��m� anlamam� sa�layan toplumsal cinsiyet normlar� yaln�zca benim taraf�mdan yap�lm�yor. Kim oldu�umun de�erlendirmesini yapmaya �al���rken zaten �oktan �tekinin ellerindeyim. Kendi �zne olu�umu deneyimlerken zaten �oktan, kendi se�medi�im bir d�nya ile kar�� kar��yay�m. O halde sonu� olarak, hangi bedenlerin veya genel olarak hangi bi�imlerin, hangi k�yafetlerin ve kimin korunmaya, bar�nmaya, ya�amaya ve yas� tutulmaya lay�k hayatlar oldu�una ba�l� olarak baz� bedenler di�erlerinden daha k�r�lgan olacakt�r. Bu normatif �er�eveler ne t�r bir hayat�n ya�amaya de�er oldu�unu, hangi hayat�n korunmaya de�er oldu�unu ve hangi hayat�n yas� tutulmaya de�er oldu�unu pe�inen belirler. Hayatlar�n bu �ekilde de�erlendirilmesi yayg�nla�arak mevcut sava�lar� kesin bir bi�imde me�rula�t�r�r. Hayatlar, �e�itli devletleri temsil edenler ve devlet-merkezli liberal demokrasiyi tehdidi temsil edenler olarak ayr�l�r ki sava�lar baz� hayatlar ad�na me�ru bir bi�imde a��l�rken di�er hayatlar�n yok edilmesi me�ru bi�imde savunulabilsin.

Benim ya�am�n� s�rd�rd���m yal�t�lm�� ve s�n�rl� bir varl�k de�ildir, tersine s�n�rlar� beni isten�li ve isten�siz (bazen ikisi bir arada ay�rt edilemeyecek �ekilde) bir �ekilde di�erlerine maruz b�rakan bir varl�kt�r, sosyalli�in ve benzer �ekilde ya�aman�n ko�ulu olan bir kar�� kar��ya kalma durumudur. Kim oldu�umun s�n�r� ki�iseldir, ancak bedenimin s�n�r� hi�bir zaman tamamen bana ait de�ildir. Hayatta kalmak, kendine bir s�n�r belirlemekten �ok bedenin de�i�mez sosyalli�ini a�maya ba�l�d�r. Ancak beden, hem y�zeysel olarak hem de derinde sosyal olarak d���n�ld���nde, hayatta kalman�n ko�ulu oldu�u kadar, baz� ko�ullarda hayatlar�m�z� ve hayatta kalabilmemizi tehlikeye atan bir �eydir. Elbette bedenin tamamen bireyin kendisine ait olmamas�, s�n�rl� ve kendine i�aret eden bir �ey olmas�; tutkulu kar��la�man�n, arzunun, �zlemin ve seslenme ve seslenilebilme �ekillerinin ko�uludur ve canl� oldu�unu hissetmek - ve muhakkak ki haz; duyusall�k, hassasiyet, aktiflik- de bunlara ba�l�d�r. Ba�kalar� taraf�ndan etkilenmekten kurtulamay�z ve ancak ba�kalar� taraf�ndan etkilendi�imiz ko�ulda �zg�rl���m�z� deneyimleme �ans�na sahip oluruz. Asl�nda, �zg�rl���m�z� tutkulu varl�klar olarak deneyimleriz ve tutkulu olu�umuz yaln�zca bizi �a��rt�c� �ekillerde etkileyen bir d�nyayla ili�ki i�inde olmam�zla m�mk�nd�r. O halde kendimizi m�lkiyetin ve �lkenin s�n�rl� par�alar� yapmadan �iddete nas�l kar�� ��kaca��z? Beklenmedik bir bi�imde sald�r�ya u�rad�ktan sonra veya beklenmedik sald�r�n�n g�ndelik hayat�n bir par�as� haline geldi�i bir d�nyada d�nyan�n s�rprizlerine a��k kalabilir miyiz? Birbiriyle ba�l� olma durumu �zg�rl���n ko�uludur ve sosyalli�in ortas�ndaki bu a��k olma durumu veya kamula�t�rma tam da bask�, k�s�tlama, fiziksel yaralanma ve �iddet durumlar�nda s�m�r�len �eydir. �stem d��� ve beklenmedik temas - en az iki �ekilde kesi�ir, dayan�lmaz ac� ve yaralanma y�n�nde; bir anda ke�fetme, a��k olma, beklenmedik yaln�zl�k y�n�nde. Bunlar kendini sokakta, d�nyada, tan�mad���m�z ve tam olarak kestiremeyece�imiz di�erleri aras�nda kendimizi a��k�a ortaya koymam�n ta��d��� risklerdir. E�er bu riski g�ze almazsak, �zg�rl���m�z� hep beraber kaybederiz. Ve risk ta��mayan hi�bir �zg�rl�k deneyimi yoktur.

Son olarak, k�r�lganl�k sorununa ve sosyal olarak ya�amak i�in ta��d��� anlamlara geri d�necek olursak, bir kimsenin hayat� bir anlamda daima di�erlerinin ellerindedir; kendi elimi uzatt���mda dahi tutulmu�, desteklenmi� bir �ey gibidir. Ba�lang��tan beri hep birbirimizin �zerindeyiz. Bu da tan�d�klar�m�zla beraber tan�mad�klar�m�z�n da etkisine a��k oldu�umuz anlam�na gelir. Bunlar a�ktan veya hatta ilgiden kaynaklanan zorunlu ili�kiler de�ildir, tam tersine bir�o�unu tan�mad���m�z ve adlar�n� bile bilmedi�imiz ve "biz"im kim oldu�umuzla ilgili anlay���m�zla benzerlik g�stermeyen �tekilere kar�� sorumluluklar�m�z oldu�u anlam�na gelir. Asl�nda bu, etik kavram�n�n art�k "biz"in tam olarak kim oldu�unu veya kime kar�� sorumluluklar�m�z oldu�unu bilmememizi gerektirdi�i �ey olabilir. "Biz"in "�tekiler"e kar�� sorumluluklar� oldu�unu s�yleyebilir ve sanki "biz"in "biz" derken kim oldu�umuzu biliyormu�uz gibi davranabiliriz. Ancak, e�er tehlikede olan ba�ka bir sosyallik kavram� ve evrensel sorumluluklar i�in bir gelecek var ise, "biz" kendini tan�mad���, tan�yamad��� yerde kendi s�n�rlar�na kar�� ��kmal�d�r. ��te o zaman, burada queer bir durum olur. Ya da ben b�yle umuyorum.

Benim "queer"le kendi ili�kim farkl�l�klar aras�nda birliktelik politikas�n� onaylamak anlam�na gelir. Daha net bir bi�imde s�ylemek gerekirse, solda g��l� bir birli�in olu�mas� i�in en az�ndan hem �rk��l�k ve homofobiyle hem de g�� kar��t� politikalarla, her t�rl� mizojiniyle ve yoksullukla bir arada m�cadele etmek gerekir. Herhangi birimiz neden bu ayr�mc�l�k t�rlerinin hepsini birden akl�nda tutmayan ve cinsel az�nl�klar�, kad�nlar�, etnik ve dini az�nl�klar� etkileyen ekonomik e�itlik konular�yla ilgilenmeyen bir m�cadele i�inde yer almak isteyelim ki? �e�itli ve gittik�e artan yoksulluk d�zeylerinden uluslar �tesi ekonominin -devlet kurulu�lar� dahil- sorumlu oldu�unu kabul etsek dahi devlet bask�s� ve devlet �iddetini ele�tirmenin g��l� bir sol hareket i�in �nemini unutmamak �nemlidir.

Ne t�r bir �zg�rl�k i�in sava��yor olursak olal�m, bu e�itlik �zerine kurulu bir �zg�rl�k olmal�d�r. Asl�nda, biri olmadan di�eri i�in m�cadele etmemiz m�mk�n de�ildir. �zg�rl���n ger�ekle�mesi e�itli�e dayanan bir durumdur. S�z konusu olan yeni k�resel ko�ullar alt�nda yap�lan az�nl�kla�t�rma s�re�lerini yeniden d���nmek ve bunlara kar�� ��kmak, dini, etnik ve cinsel az�nl�klar (bu "pozisyonlar" �tekiler ve y�nlendirici idealler kar��s�nda kimlik olmaktan �ok ya�am tarz� oldu�unda) aras�nda ne t�r ittifaklar kurulabilece�ini sormakt�r. Belki i�te o zaman �rk��l�k, ayr�mc�l�k, k�r�lganl�k ve devlet militarizmi ve �iddetiyle m�cadele etmenin politik hareketin a��k hedefi oldu�u tak�my�ld�zlar� yaratabiliriz. Yani, sava�a ve y�kselen militarizasyona kar�� ��kmak, devletin �iddet ayg�t�n� durdurarak e�itlikle birlikte �zg�rl��� deneyimlemenin bir yoludur. Bu ayn� zamanda bedenin sosyal hayat�n� -arzusunu, �eklini, gelecekle ve adaletle ilgili talebini- yeniden canland�ran ve destekleyen bir �eydir.

�eviren: El�in Y�lmaz
Prof. Dr. Judith Butler, Berkeley �niversitesi, California

 

 

�evirmenin Notlar�

1) Butler 'police' s�zc���n� kullan�rken hem T�rk�edeki gibi kolluk kuvvetlerinin �rg�tlenmesini kastediyor hem de s�zc���n denetim/kontrol anlam�na gelmesine vurgu yap�yor. B�ylelikle denetimden sadece tek y�nl� devlet kontrol�n� de�il, toplumun da polislik yapt���n� s�yl�yor.

2) Butler "gender and sexual minorities" olarak bahsediyor ancak T�rk�e'de yaln�zca cinsel az�nl�klar �eklinde bir ifade oldu�u i�in her ikisini birlikte "cinsel az�nl�klar" olarak �evirdim.

3) Toplumsal cinsiyet normlar�n�n tamamen ortadan kalkmas� anlam�nda de�il ama yerine yeni anlamlar �retilmek �zere eski anlamlar�n�n kaybolmas� veya de�i�mesi.

4) Butler'�n performativity olarak kulland��� terimi daha �nce G�lnur Acar Savran g�sterisellik olarak �evirmi�ti.

5) Bu yolla Derrida'ya ait bir kavram olan yinelenebilirlik (iterability) egemenli�in yeniden �retiminin ve hatta bireyli�in yeniden �retiminin (Alman �deolojisi'nde Marx'a g�re materyalizmin �nemli bir ��esi) Marksist kavramsalla�t�rmas� kapsam�na girer.